|
Poet: Pablo Neruda
Poem: Walking Around
Volume: Neruda & Vallejo: Selected Poems
Year: Published/Written in 1971
Comment 11 of 11, added on January 31st, 2007 at 12:20 PM.
"Walking Around" from "Residencia En La Tierra" is a very good poem about alienation, which is a leit-motiv in the poetry of Neruda. In many of late poems (such as "Muchos Somos" can we see the same theme).
Those who can read Turkish are very lucky, because of a new and better translation of "Walking Around".
Ara sıra beziyorum insan olmaktan.
Ara sıra giriyorum terzilere ve sinemalara,
durgun ve esrarlı, başlangıçlardan ve küllerden
bir suda yüzen keçe bir kuğu gibi.
Berber salonlarının kokusu ağlatıyor beni hüngür hüngür.
Sadece taşların ve yünün huzurunu istiyorum ben,
sadece müesseseleri ya da bahçeleri görmek istemiyorum,
ya da malları, ya da gözlükleri, ya da asansörleri.
Ara sıra beziyorum ayaklarımdan ve tırnaklarımdan
ve saçımdan ve gölgemden.
Ara sıra beziyorum insan olmaktan.
Fakat nefis olurdu
kesik bir zambakla bir noteri korkutmak
ya da canını almak bir rahibenin bir kulak fiskesiyle.
Güzel olurdu
caddeler boyunca yürümek yeşil bir bıçakla
ve ben soğuktan ölene dek bağırmak.
Karanlıkta bir kök olarak kalmak istiyorum,
sendeleyerek, yayılarak, uykudan titreyerek,
aşağıya doğru, toprağın ıslak bağırsaklarında,
soğurarak beni içinde ve düşünerek, yiyerek her gün.
Çok fazla da felaket istemem ben.
Kök ve mezar olmakta ayak diremek istemem,
yer altına ait yalnızca, ölülerle dolu bir bodrum
kaskatı soğuktan, ölmekte üzüntüden.
Bu yüzden yanıyor Pazartesi petrol gibi
gördüğünde geldiğimi hapishane suratımla,
ve yaralı bir teker gibi inilderken yolda
ve alırken sıcak kanlı adımları geceye doğru.
Ve itiyor beni bu köşelere, bu küf kokulu evlere,
kemiklerin pencerelerden taştığı hastanelere,
sirke kokan kunduracı atölyelerine,
uçurum gibi korkutucu olan sokaklara.
Kükürt renkli kuşlar ve ürkünç bağırsaklar var
asılı duran nefret ettiğim evlerde,
sahte dişler unutulmuş bir kahve sürahisinde,
aynalar var
utançtan ve korkudan ağlaması gereken,
şemsiyeler var her tarafta, ve zehir, ve göbek bağları.
Aklım başımda gidiyorum, gözlerimle, ayakkabılarımla,
hiddetliyim, unutkanlıkla,
gidiyorum ofislerin ve ortopedik kunduracıların arasından
ve iplerdeki çamaşırlarla avlular:
külotlar, havlular ve yavaş, kirli gözyaşlarla
ağlayan gömlekler.
Pablo Neruda
Yeryüzünde İkinci Konaklamadan
Çeviren: İsmail Aksoy
İbrahim from Turkey
Comment 10 of 11, added on June 18th, 2006 at 11:59 AM.
ıt is an amazing poem of p. neruda. and lucky here in türkey we have also türkish translate and really no missed any mean. thank you for it.
here is türkish one:)
walking around
yoruldum işte insan olmaktan
terzilere,sinemalara gidiyorum işte
şaşkınım,kapalıyım,çuhadan bir kuğu gibi
sorular,küller denizinde salınıyorum.
ağlıyorum berberlerin korkusunu duyunca.
tek istediğim dinlenmek,kurtulmak taşlardan,
bahçelerden kurtulmak,yünden,köşklerden,
mallardan,gözlüklerden,asansörlerden.
yoruldum ayaklarımdan işte,tırnaklarımdan,
gölgemden saçlarımdan,
yoruldum işte insan olmaktan.
nefis birşey olurdu ama
bir noteri kesik bir zambakla korkutmak
ya da kulaktozuna vurup öldürmek bir rahibeyi.
ne güzel olurdu
yeşil bir bıçakla koşmak sokaklarda
soğuktan ölünceye kadar bağırarak.
yaşamak istemiyorum karanlıkta ot gibi,
uykuda titreyerek,kararsız,şaşkın,
her dakika düşünmek,her gün bir şeyler yemek
ıslak dehlizlerine inip dünyanın.
bana göre değil bu rezillikler.
bana göre değil ot olmak,mear olmak,
ıssız bir tünel olmak,bir cesetler mahzeni,
acı içinde ölmek,kaskatı kesilmek soğuktan.
bu yüzden ışıldıyor pazartesigünleri
o zindamsı yüzümle beni görünce,
kırık bir tekerlek gibi geçip giderken
ılık kan yolları uzatıyor geceye.
köşelere itiyor beni,köhne evlere bir şey,
camlarından kemik savrulan hastanelere,
kundura tamircilerine,sirke kokan,
uçuruma benzeyen korkunç sokaklara.
kükürt rengi kuşlar,iğrenç barsaklar asılmış
tiksindiğim evlerin kapılarına,
çaydanlıkta unutulmuş takma dişleri var,
utançla,korkuyla ağlayan
aynalar,
şemsiyeler,zehirler,göbek bağları her yanda.
sessizce yürüyorum gözlerle,kunduralarla,
öfkeyle,unutuluşla,
geçiyorum büroların,dükkanların önünden,
iplerine çamaşırasılı avlulardan,
donlardan,havlulardan,gömleklerden,
kirli gözyaşları akıtıyorlar usulca.
çeviren: Ülkü Tamer
pınar from Turkey
Comment 9 of 11, added on June 8th, 2006 at 1:20 AM.
This poem I have heard actually refers to Neruda's Exile from his home country during the communist takeover there. This poem echos the frustration and isolation he felt daily having been ejected from his home country for which he was intensely patriotic. He is a root and a tomb because he is exiled from the homeland that he loves and it denied access to his old friends and family.
DN from United States
Are you looking for more information on this poem? Perhaps you are trying to analyze it? The poem, Walking Around, has received 11 comments. Click here to read them, and perhaps post a comment of your own. Of course you can also always discuss poems by Pablo Neruda with others on the Poetry Connection poetry forum!
|
"Walking Around" from "Residencia En La Tierra" is a very good poem about alienation, which is a leit-motiv in the poetry of Neruda. In many of late poems (such as "Muchos Somos" can we see the same theme).
Those who can read Turkish are very lucky, because of a new and better translation of "Walking Around".
Ara sıra beziyorum insan olmaktan.
Ara sıra giriyorum terzilere ve sinemalara,
durgun ve esrarlı, başlangıçlardan ve küllerden
bir suda yüzen keçe bir kuğu gibi.
Berber salonlarının kokusu ağlatıyor beni hüngür hüngür.
Sadece taşların ve yünün huzurunu istiyorum ben,
sadece müesseseleri ya da bahçeleri görmek istemiyorum,
ya da malları, ya da gözlükleri, ya da asansörleri.
Ara sıra beziyorum ayaklarımdan ve tırnaklarımdan
ve saçımdan ve gölgemden.
Ara sıra beziyorum insan olmaktan.
Fakat nefis olurdu
kesik bir zambakla bir noteri korkutmak
ya da canını almak bir rahibenin bir kulak fiskesiyle.
Güzel olurdu
caddeler boyunca yürümek yeşil bir bıçakla
ve ben soğuktan ölene dek bağırmak.
Karanlıkta bir kök olarak kalmak istiyorum,
sendeleyerek, yayılarak, uykudan titreyerek,
aşağıya doğru, toprağın ıslak bağırsaklarında,
soğurarak beni içinde ve düşünerek, yiyerek her gün.
Çok fazla da felaket istemem ben.
Kök ve mezar olmakta ayak diremek istemem,
yer altına ait yalnızca, ölülerle dolu bir bodrum
kaskatı soğuktan, ölmekte üzüntüden.
Bu yüzden yanıyor Pazartesi petrol gibi
gördüğünde geldiğimi hapishane suratımla,
ve yaralı bir teker gibi inilderken yolda
ve alırken sıcak kanlı adımları geceye doğru.
Ve itiyor beni bu köşelere, bu küf kokulu evlere,
kemiklerin pencerelerden taştığı hastanelere,
sirke kokan kunduracı atölyelerine,
uçurum gibi korkutucu olan sokaklara.
Kükürt renkli kuşlar ve ürkünç bağırsaklar var
asılı duran nefret ettiğim evlerde,
sahte dişler unutulmuş bir kahve sürahisinde,
aynalar var
utançtan ve korkudan ağlaması gereken,
şemsiyeler var her tarafta, ve zehir, ve göbek bağları.
Aklım başımda gidiyorum, gözlerimle, ayakkabılarımla,
hiddetliyim, unutkanlıkla,
gidiyorum ofislerin ve ortopedik kunduracıların arasından
ve iplerdeki çamaşırlarla avlular:
külotlar, havlular ve yavaş, kirli gözyaşlarla
ağlayan gömlekler.
Pablo Neruda
Yeryüzünde İkinci Konaklamadan
Çeviren: İsmail Aksoy
İbrahim from Turkey